Üçü bir yerde: Sürdürülebilirlik ve Toparlanabilme üzerine, Schumacher, Handy ve Holling

Karmaşık sistemlerle birlikte, sürdürülebilirlik ve organizasyon teorisi bu yüzyılın en gündemde olan konulardan. E.F. Schumacher, Charles Handy ve C.S. Holling'in geniş ve ileri görüşlü perspektifleri 20. yüzyıldan derin içgörüler sağlıyor. Bu yazı bu üçlüyü bir araya getirme denemesi.


Schumacher,Handy ve Holling
Schumacher,Handy ve Holling

Karmaşık sistemlerle birlikte, sürdürülebilirlik ve organizasyon teorisi, en azından ilk yarısı için bu yüzyılın en gündemde olan konulardan. Yine de E.F. Schumacher, Charles Handy ve C.S. Holling'in geniş ve ileri görüşlü perspektifleri 20. yüzyıldan derin içgörüler sağlıyor. Her üç düşünür de kendine özgü bakış açısıyla ekolojik, ekonomik ve organizasyona yönelik bu yüzyılın karmaşık sistemlerinde nasıl yol alabileceğimize dair bütünsel bir anlayışımızı geliştiriyor.

E.F. Schumacher: Küçük Güzeldir

E.F. Schumacher, 1973 yılında yayınlanan “Küçük Güzeldir: Önceliği insana veren bir ekonomi anlayışı[1]" adlı etkili kitabında, insan ölçeğinde, yerel yönetimin ve uygun teknolojilerin sürdürülebilir kalkınmanın anahtarı olduğu fikrini savunuyordu. Schumacher'in felsefesi, ekonomik faaliyetlerin salt maddi birikimden çok insan refahına ve çevre korumasına öncelik vermesi gerektiği inancına dayanıyordu. Mevcut ekonomik uygulamaları, doğal kaynakların sürdürülemez şekilde sömürülmesi ve her ne pahasına olursa olsun büyümeye odaklanmaları nedeniyle eleştiriyordu. Schumacher'in "Budist ekonomi" kavramı, kaynakların etik kullanımını ve doğal sermayeyi tüketmeyen sürdürülebilir uygulamaların önemini vurguluyordu. Schumacher fosil yakıtlar, ormanlar ve su gibi doğal kaynakların harcanabilir gelirden ziyade sermaye olarak ele alınması gerektiğini savunuyordu. Bu kaynakların sınırlı ve yenilenemez olduğunu ve tükenmelerinin gelecek nesiller için ciddi sonuçlar doğuracağını söylüyordu.

Schumacher, modern ekonominin genellikle kendisini doğadan soyutladığına, bunun da çevresel bozulmaya ve sürdürülemez uygulamalara yol açtığına dikkat çekiyordu. Doğal sermayenin sınırlarına saygı duyan ve sürdürülebilir kalkınmayı teşvik eden bir ekonomi yaratmanın gerektiğini söylüyordu. Schumacher, doğal sermayeyi hesaba katarak, piyasa ekonomisinin hatalı soyutlamalarının neden olduğu çevresel sorunların çoğundan kaçınabileceğimize inanıyordu.

Charles Handy: Mantıksızlık Çağı

Charles Handy, "The Age of Unreason[2] (Mantıksızlık Çağı)" adlı kitabıyla iş ve yönetim dünyasına yeni bir bakış açısı getirdi. Handy, öngörülemeyen bir dünyada başarılı olmak için kuruluşların değişimi ve uyarlanabilirliği benimsemesi gerektiğini savunuyordu. Geleneksel ekonomik ve örgütsel uygulamaları katı ve sürdürülemez oldukları için eleştiriyor, bunun yerine esnek, yenilikçi ve insan merkezli yaklaşımları savunuyordu. Handy, esneklik, yenilikçilik ve iş ile yaşam arasında denge kurmanın önemini vurgulayan "yonca organizasyon" kavramını ortaya attı. Çağdaş kapitalizme yönelik eleştirisi, daha sürdürülebilir ve sosyal açıdan sorumlu bir ekonomik sisteme duyulan ihtiyacın altını çiziyor.

Handy, kısa vadeli kârlara, sürekli büyümeye ve artan eşitsizliğe odaklanması nedeniyle sürdürülemez olduğuna inandığı mevcut para sistemini özellikle eleştiriyor. Acımasız kâr arayışının çoğu zaman uzun vadeli sürdürülebilirliğe ve sosyal refaha zarar veren kararlara yol açtığını savunuyor. Handy, salt finansal kazanç yerine sosyal, çevresel ve ekonomik refaha öncelik veren yeni bir ekonomik paradigma çağrısında bulunuyor.

C.S. Holling: Dayanıklılık ve Panarşi Modeli

Kanadalı çevrebilimci C.S. Holling'in ekolojik ekonomi ve dayanıklılık[3] teorisine yaptığı katkılar, karmaşık sistemlerin dinamiklerinin anlaşılmasında etkili oldu. Holling, bir sistemin değişim geçirirken darbeleri absorbe etme ve yeniden organize olma yeteneğini ifade eden esneklik kavramını öne sürdü. Buna dayalı adaptif döngü modeliyle, sistemlerin geçtiği büyüme, koruma, çöküş ve yeniden yapılanma aşamalarını tanımlıyordu.

Holling, Lance Gunderson ile birlikte bu kavramı, farklı ölçeklerdeki adaptif döngülerin iç içe geçmiş bağlantılarını vurgulayan Panarşi modeline[4] genişletti. Panarşi modeli, bir ölçekteki değişikliklerin diğer ölçeklerdeki değişiklikleri etkileyebildiği ve bunlardan etkilenebildiği ölçekler arası etkileşimlerin önemini gösteriyord. Bu birbirine bağlılık, sistemlerin bozulmalara yanıt olarak nasıl uyum sağlayabildiğini ve dönüşebildiğini anlamamızı sağlıyor.

Üçü bir arada

Schumacher, Handy ve Holling farklı disiplinlerden geliyor olsalar da fikirleri sürdürülebilirlik, uyarlanabilirlik ve esnekliğin önemi konusunda birleşiyor. Schumacher'in uygun teknolojiye ve insan merkezli gelişime yaptığı vurgu, Handy'nin kurumsal esneklik ve yeniliğe odaklanmasını tamamlıyor. Holling'in esnek dayanıklılık teorisi ve Panarşi modeli, sistemlerin krizlere yanıt olarak nasıl uyum sağlayabileceğini ve dönüşebileceğini anlamak için bir çerçeve sunuyor.

Bu düşünürler birlikte, sürdürülebilir ve dirençli sistemler yaratmaya yönelik kapsamlı bir yaklaşım sunuyorlar. Örneğin, kentsel planlamada Schumacher'in ilkeleri sürdürülebilir teknolojilerin geliştirilmesine rehberlik edebiliyor, Handy'nin fikirleri esnek ve yenilikçi organizasyon yapılarını teşvik edebiliyor ve Holling'in kavramları dirençli kentsel ekosistemlerin tasarlanmasına yardımcı olabiliyor.

Hollanda'nın Rotterdam şehri, Schumacher, Handy ve Holling'in bakış açılarının kentsel dayanıklılığı ele almak için nasıl entegre edilebileceğini göstermek için mükemmel bir örnek olabilir. Rotterdam, alçak coğrafyası nedeniyle ciddi sorunlarla karşı karşıya ve bu da onu sel ve iklim değişikliği etkilerine karşı savunmasız hale getiriyor.

Rotterdam, 21. yüzyılın zorluklarına karşı dirençli ve hazır hale getirmek amacıyla 19 Mayıs 2016 tarihinde ilk Dayanıklılık Stratejisini başlattı. Strateji, dengeli bir toplum, temiz ve güvenilir enerji üzerine kurulu bir dünya liman kenti, bir siber liman kenti ve iklime uyumlu bir kent de dahil olmak üzere yedi dayanıklılık niteliğini kullanarak yedi ana hedefe odaklanıyordu. Daha sonra sıcaklık artışı ve şiddetli yağışlara karşı kırılganlığını ele almak için 2022-2027 dönemi için 'Risklerden dayanıklılığa' stratejisini başlattı[5].

Rotterdam, sürdürülebilir ve uygun teknolojileri uygulayarak Schumacher'in ilkelerini benimsedi. Şehir, yağmur suyunu yönetmek ve sel risklerini azaltmak için yeşil çatılar ve geçirgen kaldırımlar gibi yeşil altyapıya yatırım yaptı. Bu teknolojiler insan ölçeğinde ve çevre dostu olup Schumacher'in sürdürülebilir kalkınma vizyonuyla uyumlu.

Kentin idari ve organizasyon yapıları Handy'nin esneklik ve yenilikçilik fikirlerini yansıtıyor. Rotterdam, yerel toplulukları ve paydaşları karar alma süreçlerine dahil ederek kentsel planlamaya merkezi olmayan bir yaklaşım benimsedi. Bu katılımcı yaklaşım, Handy'nin yonca organizasyonunda olduğu gibi, kentin gelişiminin uyarlanabilir ve kent sakinlerinin ihtiyaçlarına cevap verebilir olmasını sağlıyor.

Holling'in dayanıklılık teorisi Rotterdam'ın adaptif stratejilerinde açıkça görülüyor. Şehir, sorunları absorbe etmek ve iklim değişikliğinin etkilerine yanıt olarak yeniden organize olmak için önlemler içeren kapsamlı bir toparlanabilme  stratejisi geliştirdi. Örneğin Rotterdam, yalnızca sele karşı koruma sağlamakla kalmayıp aynı zamanda sosyal alanlar sağlayan ve biyoçeşitliliği artıran çok işlevli sel savunma sistemleri oluşturdu. Bu yaklaşım, Holling'in kentin toparlanabilme kapasitesini korumak için büyüme, koruma, çöküş ve yeniden yapılanma aşamalarından geçtiği adaptif döngüsünü yansıtıyor.

E.F. Schumacher, Charles Handy ve C.S. Holling'in fikirlerinin bir araya getirmek, günümüz sosyoekonomik ve ekolojik sistemlerin karmaşıklığını ele almak için zengin bir içgörü sağlayabiliyor. Sürdürülebilirlik, uyarlanabilirlik ve esnekliği benimseyerek, sadece sağlam değil, aynı zamanda sürekli değişen bir dünyada gelişebilen sistemler yaratabiliriz. Bu bileşkeden çıkan bilgelik, 21. yüzyılın zorluklarını aşmak için bir yol haritası sunuyor ve hem sürdürülebilir hem de dayanıklı bir gelecek inşa etmemizi sağlıyor.


[1] E.F. Schumacher, Küçük Güzeldir, Çev. Osman Çetin Deniztekin, Varlık Yayınları, 2018 (Orijinal ilk basım 1973)

[2] C. Handy, The Age of Unreason, Harvard Business Review Press; İlk basım Şubat 1, 1991

[3] Burada dayanıklılık İngilizce "resilience" sözcüğünün karşılığı olarak kullanılıyor. Aslında bu bağlamdaki anlamı "toparlanabilme kapasitesidir", yani kötü bir durumdan geçtikten sonra bir şekilde, ama aynı şekilde değil, devam etmektir. Oysa dayanıklılık anlamı bu değil. Kitapta sanırım toparlanabilme olarak kullanacağım.

[4] L. H. Gunderson, C. S. Holling, Panarchy, Understanding Transformations in Human and Natural Systems,Island Press 2002

[5] Bu strateji tanıtımını burada bulabilirsiniz (İngilizce)


Yorumlarınızı sosyal medyada yapabilirsiniz:


Son Yazılar